Ağıza Acı Gelmesi-Reflü

Ağıza Acı Gelmesi-Reflü
Abone Ol
02.06.2020 / 18:57 / Editör: Arya Karadağ /

Ağıza Acı Gelmesi-Reflü

Reflü hastalığı, kronik bir sindirim sistemi hastalığıdır. Bazen mide asidinin bazen de midedeki besinlerin yemek borusundan (özofagus) yukarı doğru geri çıkmasıdır. Bu şekilde meydana gelen reflü yemek borusunun yüzeyinde tahrişler yaratarak GÖRH’e (Gastroözofageal Reflü Hastalığı) neden olur.

Hem reflü ve hem de mide ekşimesi birçok insanın zaman zaman karşılaştığı sindirim sorunlarıdır. Bu koşullara ait belirtilerin en az haftada iki defa görülmesi, günlük yaşam faaliyetlerine engel teşkil etmesi ve yemek borusuna zarar vermesi durumunda GÖRH tanısı konmaktadır.

Çoğu insan yaptığı yaşam tarzı değişiklikleri ile ve kullanılan bazı ilaçlar ile reflü rahatsızlıklarının üstesinden gelmektedir. Ancak bazı hastalarda problem daha ciddi olduğundan şikayetleri gidermek için ameliyat yapılması da gerekebilmektedir.

Reflü BELİRTİLERİ

Reflü hastalığına ait belli başlı belirtiler şunlardır:

• Göğüste yanma hissi (mide ekşimesi), bazen bu yanma ağzı kadar gelmekte ve ekşi bir tat oluşturmaktadır.

• Göğüs ağrısı

• Yutmada güçlük (disfaji)

• Kuru öksürük

• Ses kısıklığı veya boğaz ağrısı

• Besin regurjitasyonu veya ekşi sıvı (asit reflü)

• Boğazda bir yumru hissi

Doktora ne zaman görünmelidir?

Eğer göğüs ağrısı yaşarsanız, özellikle de nefes almada güçlük, çene ve kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte görülen göğüs ağrısı durumlarında acil tıbbi yardım alınız. Çünkü bu belirtiler bir kalp krizinin işaretçisi olabilir.

Eğer ciddi ve sık reflü şikayetleriniz olursa bir dahiliye doktoruna görününüz. Aynı şekilde reflüden dolayı haftada en az iki defa ilaç kullanmak zorunda kalıyorsanız, bu durumda da doktora görünmeniz önerilir.

Reflü NEDENLERİ

Reflü hastalığının ana nedeni, asidik mide içeriğinin yemek borusundan yukarı çıkması ve hem yemek borusunda (özafaguz) hem de ağızda ekşi, yakıcı ve asidik bir tat bırakmasıdır.

Normal sindirimde, besinler yutulduğu zaman yemek borusunun en alt kısmında yer alan bir kapakçık olan “alt özofagus sfinkteri” açılarak yemeklerin mideye inmesini sağlar ve daha sonra besinlerin ve sıvıların geri gelmemesi için tekrar kapanır.

Ancak eğer bu kapakçık anormal şekilde gevşerse veya zayıflarsa görevini tam olarak yerine getiremediğinden dolayı, mide asidi sık sık yemek borusuna kaçarak mide ekşimesine neden olur. Bu durum bazen günlük yaşamı da olumsuz etkileyerek huzursuzluk yaratabilir.

Ayrıca sıvı özafagus yüzeyinin tahriş olmasına ve iltihaplanmasına (özofajit) neden olabilir. Bu şekilde devam eden reflü tahrişleri zamanla kanama, özofagus daralması veya Barrett özofagus (prekanseröz bir durum) gibi komplikasyonlara da yol açar.

Reflü RİSK FAKTÖRLERİ

Reflü hastalığının ortaya çıkma riskini artırabilen koşullar şunlardır:

• Obezite (Aşırı kilolu olma)

• Mide fıtığı

• Gebelik

• Sigara içme

• Ağız kuruluğu

• Astım

• Diyabet

• Gecikmeli mide boşalması

• Skleroderma gibi bağ dokusu hastalıkları

KOMPLİKASYONLARreflü hastalığı

Uzun süre devam eden reflü, zamanla yemek borusunun iltihaplanması gibi aşağıdaki komplikasyonlara açabilir:

• Özofagus (yemek borusu darlığı) daralması: Asiditenin alt yemek borusunu tahriş etmesi bu bölgedeki hücrelere zarar vererek skar dokusu oluşmasına yol açar. Skar dokular yemek borusunda daralmaya neden olarak yutma güçlüğü yaratır.

• Özofagusta açık yara oluşması (yemek borusu ülseri): Midein özafagusa verdiği zarar sonucu ciddi açık yaraların oluşmasına da sebebiyet verebilir. Özofagus ülseri kanama, ağrı ve yutma güçlüğüne neden olur.

• Özofagusta prekanseröz değişiklikler (Barrett özofagus): Barrett özofagusta, alt yemek borusu dokularında değişiklikler gözlenir. Bu değişiklikler özofagus kanseri riski ile ilişkilidir. Kanser riski düşük olmakla birlikte muhtemel özofagus kanserinin erken belirtilerini görmek için düzenli endoskopi testleri hastaya önerilir.

Reflü TESTLER VE TANI

Reflü tanısının konması aşağıdaki prosedürlerden sonra olmaktadır:

• Hastanın belirtileri: Sık mide ekşimesi ve diğer şikayetlere dayalı olarak reflü teşhisinin konması mümkündür.

• Özofagusunuzdaki asit miktarını görmek için yapılan testler: Yemek borusundaki “pH prob” testleri, 24 saat boyunca asit miktarını ölçen cihazlardır. Cihaz ile ne zaman, ne kadar süre ile mide asidinin yemek borusuna geldiği ölçülür. Özafagus görüntüleme testlerinden biri de yemek borusu içine burundan gönderilen ince, esnek bir tüp (kateter) ‘dir. Gönderilen katater ucunda yer alan kamera bir bilgisayar monitörüne bağlıdır ve hasta sırt üstü veya omuzunun üstüne yan yatarken işlem gerçekleştirilir.

Diğer başka bir test de endoskopi sırasında yemek borusuna yerleştirilen bir prob. Bu prob bilgisayara sinyaller gönderir. Yaklaşık iki gün sonra yerleştirilen prob dışkıdan dışarı atılır. Test esnasında doktorunuz muhtemelen alınan reflü ilaçlarının durdurulmasını isteyecektir.

Eğer reflüye bağlı ameliyat uygulanması gerekirse ayrıca aşağıdaki diğer testler de yapılabilir:

• Üst sindirim sistemi röntgeni: Bu işlem için baryum içeren bir sıvı içilmesi istenir. Sıvı sindirim sisteminde ilerlerken dışarıdan röntgen görüntüleri elde edilir. Bu prosedür ile doktorunuz yemek borusu, mide ve üst bağırsağın (duodenum) görüntülerini elde eder.

• Esnek tüp yardımıyla yemek borusunun içine bakılması: Endoskopi adı verilen işlem, yemek borusu ve midenin içini incelemek için uygulanan etkili bir yoldur. Endoskopi sırasında, doktorunuz boğazdan aşağı “endoskop” adı verilen ışıklı ve kamera içeren ince, esnek bir tüp gönderir.

Doktorunuz ayrıca daha fazla test için endoskopi esnasında doku örneği (biyopsi) alabilir. Endoskopi ayrıca “Barrett özofagus” gibi reflü komplikasyonlarını tespit etmek için de etkili bir testtir.

• Özofagus hareketini ölçmek için uygulanan testler: Özofagus motilite testi (manometri), yemek borusu içindeki hareket ve basıncı ölçer. Test burundan özofagus içine bir kateter yerleştirmek suretiyle gerçekleştirilir.

Reflü TEDAVİ VE İLAÇLAR

Reflü hastalığı ile ilişkili mide ekşimesi ve diğer belirtilerin giderilmesi için ilk olarak reçetesiz ilaçlar ile tedaviye başlanır. Eğer birkaç hafta içinde rahatlama olmaz ve şikâyetler geçmezse, doktorunuz ilaç ve ameliyat olmak üzere başka tedavi seçeneklerini önerecektir.

Mide ekşimesi için ilk tedaviler

Mide ekşimesini kontrol etmeye yardımcı olan tedaviler şunlardır:

• Mide asidini nötralize eden antasitler: Maalox, Gelusil, Gaviscon, Rolaids ve Tums gibi antasitler midede hızlı bir rahatlama sağlar. Ancak antiasitler tek başına mide asidinin yemek borusunda oluşturduğu zarar iltihapları iyileştirmeyecektir. Bazı antasitlerin aşırı kullanımı ishal veya kabızlık gibi yan etkilere de neden olur.

• Asit üretimini azaltmak için ilaçlar: H-2 reseptör blokerleri olarak adlandırılan bu ilaçlar, simetidin (Tagamet HB), famotidin (PEPCID AC @), nizatidin (Axid AR) veya ranitidin (Zantac’ın) içerir. H-2-reseptör blokerleri antiasit gibi hızlı şekilde etkisini göstermez fakat daha uzun süreli rahatlama sağlar. En fazla 12 saat boyunca mide asit üretimini azaltabilirler. Bu ilaçların güçlü versiyonları reçeteli olarak sunulmaktadır.

• Asit üretimini engelleyen ve yemek borusunu iyileştiren ilaçlar: Proton pompa inhibitörleri, asit bloke etmede H-2-reseptör blokerlerinden daha etkilidirler. Ayrıca özafagusta hasarlı bölgelerin iyileşmesini de sağlarlar. Bu guruptaki proton pompa inhibitörlerine lansoprazol (Prevacid 24 HR) ve omeprazol (Prilosec, Zegerid OTC) örnek verilebilir.

Eğer iki üç haftadan daha uzun süre kullandığınız halde şikayetlerde bir azalma ve düzelme olmadıysa doktorunuza danışınız.

Reçete edilen güçlü ilaçlar

Reflü için uygulanan ilk tedavi yaklaşımlarına rağmen şikayetler devam ederse, doktorunuz aşağıdaki reçeteli ve daha güçlü ilaçlar önerebilir:

• Reçeteli lH-2-reseptör blokerleri: Bu ilaçlar diğer reçetesiz sağlanan H-2 inhibitörlerine göre daha güçlü ve daha etkilidirler. Simetidin (Tagamet), famotidin (Pepcid), nizatidini (Axid) ve ranitidin (Zantac’ın) bu guruptadır.

• Reçeteli proton pompası inhibitörleri: Esomeprazol (Nexium), lansoprazol (Prevacid), omeprazol (Prilosec, Zegerid), pantoprazol (Protonix), rabeprazol (Aciphex) ve dexlansoprazole (Dexilant), reçeteli-güçlü proton pompası inhibitörleri sınıfındadırlar.

Bu ilaçlar genellikle iyi tolere edilir, ancak uzun süreli kullanımı, kemik kırılması ve B-12 eksikliği riski açısından artış gösterebilir.

• Alt özofagus sfinkter kasını güçlendiren ilaçlar: Baklofen, alt özofagus sfinkter kasının gevşeme sıklığını azaltarak dolaylı olaraka gastroözofageal reflü sıklığını da azaltabilir. Bu yöntem proton pompa inhibitörlerine göre daha az bir etkiye sahiptir ancak ciddi reflü hastalıklarında kullanılabilir. Baklofen’in en sık görülen önemli yan etkileri arasında yorgunluk ve zihinsel konfüzyon yer almaktadır.

Mide ilaçlarının etkisini arttırmak için bazen bir arada kullanılması önerilir.

İlaçların etkili olmadığı durumlarda ameliyat yapılması

Çoğu reflü hastalığı ilaçlar ile kontrol altına alınmaktadır. Ancak ilaçların uzun süreli kullanımında fayda görülmemesi, doktorları invaziv olan cerrahi prosedürlere yöneltmektedir:

• Alt özofagus sfinkter kasını güçlendirmek için ameliyat (Nissen fundoplikasyonu): Bu prosedürde, ameliyat ile alt özofagus sfinkter kası gerdirilerek reflü olması önlenir. Şimdilerde artan teknik imkanlar yardımıyla cerrahlar genellikle laparoskopik yöntemle bu ameliyatı gerçekleştirmektedir. Laparoskopik cerrahide, karın bölgesinde üç ya da dört küçük kesiler yapılarak bu kesiler yoluyla küçük bir kamera, bir esnek tüp ve diğer aygıtlar da bu esnek tüpten içeri gönderilir.

• Alt özofagus sfinkter kasını güçlendirme (Linx): Linx cihazı, mide ve yemek borusunu kavrayan küçük manyetik titanyum bir halkadır. Bu halka besinler geçerken açıklığın sağlanması ve sonrasında kapatılması için manyetik olarak çalışır. Bu cihaz minimal invaziv cerrahi yöntemler kullanılarak implante edilebilir. Yeni olan bu cihaz, Amerika’da Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmış ve yapılan ilk çalışma sonuçları umut verici görünmektedir.

YAŞAM TARZI VE EV İLAÇLARI

Bazı yaşam tarzı değişiklikleri mide ekşimesi ve mide yanması sıklığını azaltmaya yardımcı olabilir:

• Sağlıklı, ideal kilonuzu koruyun. Aşırı kilo mideye baskı ve karında itmeye sebep olarak asidik içeriğin yemek borusuna gitmesine yol açar. Bu nedenle fazla kiloların verilmesi, eğer ideal kiloda iseniz bunun korunması önemlidir. Obez olan hastaların bir haftada yarım kilo ya da bir kilo şeklinde yavaş yavaş kilo vermeleri gerekir. Kilo verilmesi ile ilgili nasıl bir yol izleyeceğinizi doktorunuzdan öğreniniz.

• Dar giysilerden kaçının. Dar kıyafetler özellikle karın bölgesinde alt özofagus sfinkter kası üzerinde basınç yaratır.

• Mide ekşimesini tetikleyen yiyecek ve içeceklerden kaçının. Herkesin bazı belirli tetikleyicileri vardır. Yağlı veya kızarmış gıdalar, domates sosu, alkol, çikolata, nane, sarımsak, soğan ve kafein gibi yaygın tetikleyiciler reflüyü daha kötü hale getirebilir. Sizde mide ekşimesini tetikleyen besinleri belirleyip bunlardan kaçının.

• Küçük öğünler yiyin. Küçük öğünler yiyerek aşırı yemekten kaçının.

• Yemekten sonra uzanmayınız veya uyumayınız. Yatmadan en az üç saat önce yemek yiyiniz.

• Yatağınızın baş kısmını yükseltin. Eğer sıklıkla gece uyurken veya çalışırken mide ekşimesi yaşıyorsanız yatağınızın baş kısmını yükseltiniz. Yastıklarla yükseltme pek etkili olmadığı için sert cisimler ile yükseltmek, yüksekliğin sabit kalması açısından daha faydalı olacaktır.

• Sigara içmeyin. Sigara içmek alt özofagus sfinkter kasının çalışma yeteneğini azaltır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.